Suriye Pasajı

Çuvalın peşinde girdiğimiz Suriye Pasajı’na İstiklal Caddesi’nin yarattığı hisse dair bir sürü yabancılaşmayla girdik. İkinci el denilen şeyin kaç el değiştirdiğini hesaplayarak ‘by retro’ mağazasına girdik. Burası Çukurcuma gibi değil, benzediği yerler, haller olsa da farklı, tarif edemediğimiz bu şıklığın bi ‘garipliği’ var. Tüm İstanbul bir tarihi film seti olsaydı, burası da filmin kostüm tasarım yeri olurdu herhalde. Oysa biz artığın başka, öteki, kirli halleriyle ilgileniyorduk.

Burası farklı bir yer. Artık diye tabir ettiğimiz şey her ne ise, şık bir şeye dönüşüyor bu kocaman mağazada. Tarihin artığı ile de gizemli ve kasvetli bir pazarlığı yok Çukurcuma’daki gibi… Sonra bu mağazanın sahibi Hakan Abiyle konuşuyoruz. Marka, retro, vintage, bit pazarı, geri dönüşüm, toplayıcılık kavramları arasında açtıkları kendi yollarını anlatıyor. Neden sonra bu mevzuya dair asıl derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. Hakan Abi lafımızı kesiyor, “Ben anladım sizi, siz de beni anladınız ama bişey daha var…” diyerek cebimize iki türkü koyuyor, dolaylı da olsa bizim ‘eleştirel’ halimizi eleştiriyor en samimisinden… Bu mağazanın asıl hikayesini anlatmaya başlıyor. Bir kafa dağınıklığı ile çıkıyoruz İstiklal Caddesi’ne. Asıl başladığımız mevzuya geri dönmeye çalışacağız…

bilge – alper / artıkişler

6 nisan 2014

alperSuriye Pasajı