Galata

Yıllar önce Express Dergisi’nde İstanbul’da mutenalaştırmanın (gentrification) 3 aşamasından bahsediliyordu. Örnek olarak gösterilen semt de Galata’ydı. Derginin konu aldığı raporda Galata’nın, mutenalaşmanın son aşamasına geldiğini anlatıyorlardı akademisyenler. İlk aşaması kiraların düşük olduğu bir semte fakir sanatçıların taşınmasıyla oluyormuş, onların varlığı ile semtin ‘otantik dokusu’ bir izlenceye dönüşürken ve semtin popülerliği artarken, kiralarda kıpırdanmalar başgösteriyormuş. Zamanla (1 yıl – 5 yıl?) semte dair ilgi arttıkça maddi durumu görece daha iyi sanatçılar bu semte yerleşmeye başlıyormuş. Böylece kapitalizmin sihirli arz-talep makinası çalışmaya başladıkça ve kiralardaki kıpırdanmalar zıplamalara dönüştükçe, binalar ‘eski dokusu korunarak’ geri dönüşürken önce semtin eski sakinleri, ardından sanatçılar semti terkediyormuş, geriye de sadece zenginler kalıyormuş.

Daha önce bir yerlerden tanıdık gelen siması ve gülümseyişinden aldığım cesaretle Galata’da hurda toplarken birlikte gezme izni aldım Mustafa Amca’dan. “Geçen TRT’den birileri geldi, onlar da çekim yaptılar, böyle gezdik…” Sanki o da beni tanıyor bir yerlerden. Yine memleketten bağ çıkarmaya çalışıyor. Meğer ki komşuymuşuz bir ara.. Bir yıl önce kaldığım evin yan binasındaki depoyu işletiyormuş. Yeğeni Ersin’in kamyonetiyle İstanbul’da 3 kez ev değiştirmiştim. Bu dört yılda kaldığım semtlerse Aynalıçeşme, Balat ve Tophane… Bu semtler mutenalaşmanın hangi aşamasında acaba? Ya da bu semtlerin 50-60 yıl öncesini de düşünmeden bugüne dair bir şeyler söylemek ne kadar anlamlı olur? Mustafa Amca da 40 yıldır bu semtteymiş. Daha öncesini, ‘anlatıldığı kadarıyla’ biliyormuş. Tophane’de de Mahir Abi, bu semte neden mahalleli arasında ‘gavur mahallesi’ dendiğini bilmiyordu. “Herhalde eskiden yabancılar kalıyordu burada” demişti. Mustafa Amca’yla topladıkları ‘şık’ atıkları ve buraların daha eski tarihini konuşmak üzere Aynalıçeşme’deki deposunda buluşmak için sözleşiyoruz.

3 nisan 2014

alper / artıkişler

alperGalata