Dolapdere

Gezi Parkı’ndan çıkıp Talimhane’de turist kafilelerinin arasından sıyrılıp Dolapdere’ye iniyoruz. Dolapdere’de ikinci el pazarı… Artık bırakılmış herşey kendi doğal dağınıklığında… Pazarlıklar da alışverişler de çalınan şarkılar da tezgahlarda bulduklarımız da bize dair şeylere dönüşmüş. Beyoğlu’ndan çıkmak gerekiyor artık… şiar, bilge, alper / artıkişler 15 nisan 2014

alperDolapdere

Gezi Parkı

Bundan yaklaşık bir yıl önce ‘büyük temiz siyasetlerin’ sokağa attığı artık fikirler birleşip bir parka yerleşti. Niyetleri Taksim’deki Gezi Parkı’nın ‘temizlenmesine’ karşı çıkmaktı. Sonra olaylar gelişti, ‘büyük temiz siyasetler’ kendi artıklarıyla yüzleşmemek için can yakmaya başladı. Bazılarımızın canı çok yandı, bazılarımızda yanacak can da kalmadı. Bu vidyo, hurda toplayarak geçimlerini sağlayan kadınlarla gezi direnişi sırasında bir karşılaşma anına aittir. güliz, …

alperGezi Parkı

Taksim Meydanı

Burası şehrin kalbi. İstanbul’da görünürlüğün merkezi. Hakkında birçok planların yapıldığı, her yerinde coşkulu ve acı dolu hatıralar içeren, egemenlerin kendi mühürlerini vurmak için herşeyi yaptıkları bir alan. Betona dönüşmüş haliyle, her tarafından gezinen polisleriyle, turistleriyle, çalışanlarıyla, bekleyenleriyle, TV kameralarıyla bu ülkenin bir başka küçük kozmozlarından biri. Dolayısıyla bu ülkede ne yaşanıyorsa bunun bir yansıması çıkıyor karşınıza bu meydanda. Toplayıcılar için …

alperTaksim Meydanı

Tarlabaşı

İzlemekte olduğunuz bu görüntüler Erhan Arık tarafından 2010 yılında kaydedildi. Erhan’ın ‘Metropol Sürgünleri’ isimli, Tarlabaşı özelinde kentsel dönüşümün mağdur ettiği insanları anlattığı ve birçoğumuz için o zamanın fotoğrafını en doğru veren çalışmalardan biri. Hurdacılık yapan Aslan ile o zamanlar konuşmuş. Ancak buradaki vidyolarda da olduğu gibi her yaptığınız görüşmeyi ve çekimi belgesele koymanız mümkün olmuyor. Dolayısıyla bu görüntüler de o …

alperTarlabaşı

Ömer Hayyam Caddesi

Bu kez Ömer Hayyam Caddesi’ne gidebildim. Aynalıçeşme’de bir zamanlar kaldığım evin yanındaki hurda deposuna uğramak niyetindeydim. Ancak bu kez de depo kapalıydı. Ömer Hayyam Caddesi’nin kıyısındaki sokakta duran ikinci el eşya mağazasında bitiremediğim bir televizyon alışverişini hatırlayıp mağaza sahibi amcanın ermişliğine güvenerek içerde birkaç saat misafiri oldum. Anlattıkları bir çoğumuzun bildiği şeylerdi aslında, ama buraları terketmek zorunda kalanların yaşamlarının, eşyaların diliyle anlatılabileceğini …

alperÖmer Hayyam Caddesi

Galatasaray Meydanı

Aslında niyetim, Galatasaray Meydanı’ndan Ömer Hayyam köprüsüne doğru, Tarlabaşı’na dokunmadan, cadde üzerinde alışveriş yaptığım ikinci el dükkanlarında dolaşmak ve burada çalışanlarla sohbet etmekti. Meydan’ın hemen yanındaki binanın yıkımı beni durdurdu. ‘Kirli duvar dokusu’ ismiyle internette pazarlanabilecek görsellerde dolu, elinde fotoğraf makinası ile orada gezinen birçok kişiyi ben dahil bir süre durduran heybetli bir yıkım gerçekleşiyordu Meydan’ın hemen yanında. Yıkımı gerçekleştiren işçiler …

alperGalatasaray Meydanı

Yeni Çarşı Caddesi

Galatasaray Meydanı’ndan aşağıya inen yol, Yeni Çarşı Caddesi, toplayıcıların çıktığı zor bir yokuş. Birçoğu arabayla çıkmıyor, sırtlarında çuvalla bu yokuşu bitirmeye çalışıyorlar. Cadde sakinlerinin artıkla kurduğu ‘karmaşık’ bir ilişkisi var, caddenin sakinleri de oldukça çeşitli görünüyor. Sınıflar ve farklı diller arasında hızlıca gidip gelmek mümkün 50 metre içerisinde… Caddedeki yoğun tarih gösterisinin ve dönüşümün içeriğini anlamak zor, ocakcı abi caddenin …

alperYeni Çarşı Caddesi

Topçekerler Sokağı

“Beyoğlu’nun arka sokakları” diyerek pazarlanan şey bu vidyoda gördüğünüz gibi… İstiklal Caddesi’nin bilinçaltı, artığı, caddenin gösteri alanına oranla burası yarı görünmezlik, yarı gösteri alanı. Herkesin herşey olabildiği bir yer. Bir de burada kağıda, plastiğe çıkanlar var. Eğlence alanlarında dümdüz sınıf çelişkisi fotoğrafları veriyorlar her yürüyüşlerinde… Çoğunlukla geldikleri ya da gittikleri yerse Tarlabaşı. Baudelaire “Kötülük Çiçeği”nde toplayıcılardan bahseder. Belki de ilk …

alperTopçekerler Sokağı

Tünel

İstiklal Caddesi’nin birkaç bölgesinde olduğu gibi Suriye Pasajı’nın hemen yanında, akşamüstlerine doğru bir artık yığını oluşuyor. Önce belediyenin logosonu taşıyan özel bir şirketin nitelikli atık toplama aracı, ardından belediyenin çöp toplama aracı bu yığını kısa sürede eritiyor. Araçtan önce artık yığının içindeki birkaç nesne hem geçenler hem de artığın birikmesini bekleyenler tarafından toplanıyor. Yanıma, üzerindeki iş kıyafetiyle çevredeki restoranlarda çalışıyor …

alperTünel

Suriye Pasajı

Çuvalın peşinde girdiğimiz Suriye Pasajı’na İstiklal Caddesi’nin yarattığı hisse dair bir sürü yabancılaşmayla girdik. İkinci el denilen şeyin kaç el değiştirdiğini hesaplayarak ‘by retro’ mağazasına girdik. Burası Çukurcuma gibi değil, benzediği yerler, haller olsa da farklı, tarif edemediğimiz bu şıklığın bi ‘garipliği’ var. Tüm İstanbul bir tarihi film seti olsaydı, burası da filmin kostüm tasarım yeri olurdu herhalde. Oysa biz …

alperSuriye Pasajı

İstiklal Caddesi (meydan’dan tünel’e)

Antikacılardaki “O eski evler…” sözünün yankısıyla Çukurcuma’dan ayrılmadan önce yol ağzındaki ahşap metruk bina tüm kasvetiyle beni durduruyor. Bir an oradan ayrılmak zor geliyor. Bir tarafında duvarına ilan yapıştıran genç, diğer tarafında çöp konteyneri ve konteynerin yanına atılmış kıyafetler, nesneler…Bina, taşıdığı anlamların yükünden yıkılacak neredeyse… Konteynerin ardında biri beliriyor bir süre sonra. Kamerayı kapatmak gerekiyor. Gördüğümü gösteriye dönüştürmeden bir anlam …

alperİstiklal Caddesi (meydan’dan tünel’e)

Çukurcuma

İstanbul’da ‘nitelikli’ atığın kalbine doğru ilerliyoruz. Sağımızdan solumuzdan kağıt toplayıcıları ve hurdacılar geçiyor. Tarlabaşı’nda bir toplayıcı abi “Siyah-beyaz resimlerin para ettiğini 3-4 yıl önce öğrendim demişti.” Arkadaşının Beyoğlu’nun çöpünde resim de bulduğu oluyormuş, getirip Çukurcuma’da antikacılara satıyorlarmış. Çukurcuma, İstanbul’la büyülenmek isteyen her turist için egzotik bir yer. Bir açık hava müzesi, güncel sanat yerleştirmesi gibi duruyor sokakta da içerde bilinçli …

alperÇukurcuma

Galata

Yıllar önce Express Dergisi’nde İstanbul’da mutenalaştırmanın (gentrification) 3 aşamasından bahsediliyordu. Örnek olarak gösterilen semt de Galata’ydı. Derginin konu aldığı raporda Galata’nın, mutenalaşmanın son aşamasına geldiğini anlatıyorlardı akademisyenler. İlk aşaması kiraların düşük olduğu bir semte fakir sanatçıların taşınmasıyla oluyormuş, onların varlığı ile semtin ‘otantik dokusu’ bir izlenceye dönüşürken ve semtin popülerliği artarken, kiralarda kıpırdanmalar başgösteriyormuş. Zamanla (1 yıl – 5 yıl?) …

alperGalata

Tophane

2012’de DEPO’da “Agir u Govend” (Ateş ve Düğün) vidyo sergisini Oktay (İnce), Özge (Çelikaslan) ve toplayıcı arkadaşlarla yaptığımızda Ankara’da kağıtçıların yaşamlarının ardındaki zorunlu Kürt göçünü ve görsel belleğimizi eski televizyonlarla birlikte “herkes herşeyleşiyordu” diyerek Tophane’ye gelmiştik. Görüntü’nün sopası yok, 2 sene sonra yarı gönüllü yarı zorunlu bir göçle bu kez kendimi Tophane’de buldum. 2009’da “İstanbul’un Artığı” fikrini Ali (Saltan) ile …

alperTophane