Yeni Çarşı Caddesi

Galatasaray Meydanı’ndan aşağıya inen yol, Yeni Çarşı Caddesi, toplayıcıların çıktığı zor bir yokuş. Birçoğu arabayla çıkmıyor, sırtlarında çuvalla bu yokuşu bitirmeye çalışıyorlar. Cadde sakinlerinin artıkla kurduğu ‘karmaşık’ bir ilişkisi var, caddenin sakinleri de oldukça çeşitli görünüyor. Sınıflar ve farklı diller arasında hızlıca gidip gelmek mümkün 50 metre içerisinde… Caddedeki yoğun tarih gösterisinin ve dönüşümün içeriğini anlamak zor, ocakcı abi caddenin …

alperYeni Çarşı Caddesi

Topçekerler Sokağı

“Beyoğlu’nun arka sokakları” diyerek pazarlanan şey bu vidyoda gördüğünüz gibi… İstiklal Caddesi’nin bilinçaltı, artığı, caddenin gösteri alanına oranla burası yarı görünmezlik, yarı gösteri alanı. Herkesin herşey olabildiği bir yer. Bir de burada kağıda, plastiğe çıkanlar var. Eğlence alanlarında dümdüz sınıf çelişkisi fotoğrafları veriyorlar her yürüyüşlerinde… Çoğunlukla geldikleri ya da gittikleri yerse Tarlabaşı. Baudelaire “Kötülük Çiçeği”nde toplayıcılardan bahseder. Belki de ilk …

alperTopçekerler Sokağı

Tünel

İstiklal Caddesi’nin birkaç bölgesinde olduğu gibi Suriye Pasajı’nın hemen yanında, akşamüstlerine doğru bir artık yığını oluşuyor. Önce belediyenin logosonu taşıyan özel bir şirketin nitelikli atık toplama aracı, ardından belediyenin çöp toplama aracı bu yığını kısa sürede eritiyor. Araçtan önce artık yığının içindeki birkaç nesne hem geçenler hem de artığın birikmesini bekleyenler tarafından toplanıyor. Yanıma, üzerindeki iş kıyafetiyle çevredeki restoranlarda çalışıyor …

alperTünel

Suriye Pasajı

Çuvalın peşinde girdiğimiz Suriye Pasajı’na İstiklal Caddesi’nin yarattığı hisse dair bir sürü yabancılaşmayla girdik. İkinci el denilen şeyin kaç el değiştirdiğini hesaplayarak ‘by retro’ mağazasına girdik. Burası Çukurcuma gibi değil, benzediği yerler, haller olsa da farklı, tarif edemediğimiz bu şıklığın bi ‘garipliği’ var. Tüm İstanbul bir tarihi film seti olsaydı, burası da filmin kostüm tasarım yeri olurdu herhalde. Oysa biz …

alperSuriye Pasajı

İstiklal Caddesi (meydan’dan tünel’e)

Antikacılardaki “O eski evler…” sözünün yankısıyla Çukurcuma’dan ayrılmadan önce yol ağzındaki ahşap metruk bina tüm kasvetiyle beni durduruyor. Bir an oradan ayrılmak zor geliyor. Bir tarafında duvarına ilan yapıştıran genç, diğer tarafında çöp konteyneri ve konteynerin yanına atılmış kıyafetler, nesneler…Bina, taşıdığı anlamların yükünden yıkılacak neredeyse… Konteynerin ardında biri beliriyor bir süre sonra. Kamerayı kapatmak gerekiyor. Gördüğümü gösteriye dönüştürmeden bir anlam …

alperİstiklal Caddesi (meydan’dan tünel’e)

Çukurcuma

İstanbul’da ‘nitelikli’ atığın kalbine doğru ilerliyoruz. Sağımızdan solumuzdan kağıt toplayıcıları ve hurdacılar geçiyor. Tarlabaşı’nda bir toplayıcı abi “Siyah-beyaz resimlerin para ettiğini 3-4 yıl önce öğrendim demişti.” Arkadaşının Beyoğlu’nun çöpünde resim de bulduğu oluyormuş, getirip Çukurcuma’da antikacılara satıyorlarmış. Çukurcuma, İstanbul’la büyülenmek isteyen her turist için egzotik bir yer. Bir açık hava müzesi, güncel sanat yerleştirmesi gibi duruyor sokakta da içerde bilinçli …

alperÇukurcuma

Galata

Yıllar önce Express Dergisi’nde İstanbul’da mutenalaştırmanın (gentrification) 3 aşamasından bahsediliyordu. Örnek olarak gösterilen semt de Galata’ydı. Derginin konu aldığı raporda Galata’nın, mutenalaşmanın son aşamasına geldiğini anlatıyorlardı akademisyenler. İlk aşaması kiraların düşük olduğu bir semte fakir sanatçıların taşınmasıyla oluyormuş, onların varlığı ile semtin ‘otantik dokusu’ bir izlenceye dönüşürken ve semtin popülerliği artarken, kiralarda kıpırdanmalar başgösteriyormuş. Zamanla (1 yıl – 5 yıl?) …

alperGalata

Tophane

2012’de DEPO’da “Agir u Govend” (Ateş ve Düğün) vidyo sergisini Oktay (İnce), Özge (Çelikaslan) ve toplayıcı arkadaşlarla yaptığımızda Ankara’da kağıtçıların yaşamlarının ardındaki zorunlu Kürt göçünü ve görsel belleğimizi eski televizyonlarla birlikte “herkes herşeyleşiyordu” diyerek Tophane’ye gelmiştik. Görüntü’nün sopası yok, 2 sene sonra yarı gönüllü yarı zorunlu bir göçle bu kez kendimi Tophane’de buldum. 2009’da “İstanbul’un Artığı” fikrini Ali (Saltan) ile …

alperTophane

İstanbul’un Artığı’na Başlarken…

İstanbul’da kişi başına günde 1 kilodan fazla atık düşüyor. Bu şehirde her gün yaklaşık 20 bin ton atık üretiyoruz. Bu atıkların geri dönüşebilenleri de zamanla yeniden atığa dönüşüyor. Bitmeyen bir döngünün içinde işlenmiş maddeler hammadeye, hammaddeler yeniden işlenmiş maddelere dönüşürken şehirli, kendi atığı ile bu şehirde istemese de iz bırakıyor. Bu rakamların insanı kendisi ile yüzleştiren ve tedirgin eden özelliği …

alperİstanbul’un Artığı’na Başlarken…